AMERİKA – ŞUBAT 2013

Resim

 

SÖMESTRE MACERASI

NEWYORK

Amerika neden olduğunu bilmediğim bir şekilde hep hayalimdi.İlk defa 1999 yılında gittim.Balayımız için.Balayında genelde romantik,deniz kenarında ,büyük kumsallar tercih edilir  değil mi? Ama beni çılgınca mutlu eden şey roller costerlara binecek olmamdı..

Ateş ,ünv.yıllarında Delta Hava Yollarında çalıştığı için Delta’dan arkadaşları bize düğün hediyesi olarak ekonomi sınıfı biletimizi business’a çevirerek jest yaptılar.Biz de hayatımızın yolculuğunu yaparak Miami’ye uçtuk.Miami’de bir kaç gün kalıp oradan Orlando’ya geçmiştik.İçimdeki her daim küçük çocuk için,Orlando’da  hayal bile edemeyeceği kadar eğlence vardı.

Bendeki roller coster tutkusu manyaklık seviyesindedir.Gerçi artık üst üste binemiyorum boynum ,başım ağrıyor:) Ama yine de hangi oyun parkına gidersem gideyim bütün hepsini denerim.Hatta en hızlı olanlara defalarca binerim.Ateş,bir kaç binişten sonra ”sersemletti bu beni der” ve kenara çekilir.Ben de ise bıkmaksızın binme isteği uyandırır.

Amerika’ya ikinci gidişimiz sanırım 2005 falandı.Bu sefer de Las Vegas,Los Angelas yapmıştık.Universal’ın L.A.stüdyolarında ben yine çılgın gibi eğlenmiştim.Ve artık sırada çocuklarımız ile birlikte Orlando’ya gitmek var diyerek Delta Hava yollarından biletimizi aldık.Planımız 2 gün Newyork 7 gün de Orlando’da kalmaktı.30 Ocak 2013 tarihinde uçtuk.Uçak biletini ise ben orbitz.com’dan 2012 temmuz ayında almıştım.4 kişi gidiş dönüş Amerika uçak biletleri için (NY-Orlando uçuşu da dahil) 2.528 usd ödedik.Otelleri Ateş organize etti.Orlando’da kalacağımız oteli Disney otellerinden seçtik.Hem çocuklarla parkın açılış ve kapanış saatlerinden dolu dolu faydalanmak istedik hem de parkın içindeki otellerde sürekli çocuklara yönelik animasyonların devam ediyor oluşu cazip geldi.

NY ‘da ise Manhattan ‘da Times Square’de  bir otel ayarladık.Gidişimiz her zamanki gibi maceralı oldu.Ateş,online check-in yapmak üzere Delta hava yollarının sitesini ziyaret etmiş olmasaydı, biz 30 0cak günü havaalanında, elimizde valizler ile kalakalacaktık.Ateş online check-in için siteye girdiğinde ilgili tarihe Delta’nın bir uçuşu olmadığını görmüş.Tabi büyük bir panik halinde Delta’daki arkadaşlarını aramış.Eğer bu uçuşu kaçırırsak sadece biletler yandığı ile kalmayacak esas maliyet olan Disney otelleri sorun olacaktı.Delta’daki arkadaşları demiş ki;”Delta Havayollarının İstanbul-Newyork uçuşları yüksek sezonda yani Nisan’dan sonra yapılıyor sizin satın aldığınız bilet bizim ortak çalıştığımız Air France ile Paris aktarmalı yapılacak bununla ilgili değişiklik bilgisi de size gelmiş olmalıydı.”Değişiklik bilgisi belki geldi ve ben atladım belki de gelmedi  ama büyük bir sorunu Ateş’in online check-in yapma huyu sayesinde savuşturduk.Paris uçağı ise sabah saatindeydi.Yani bu durum tespit edilemeseydi biz 10.00 da havaalanına gittiğimizde Paris uçağı çoktan kalkmış  hatta Paris’e varmış olacaktı:)

Neyse,İst-Paris-NY uçuşumuzu 2 çocukla sorunsuz tamamladık.NY’a iner inmez bir taksiye atladığımız gibi otelimize gittik.Otel,Times Square’deydi.Double Three By Hilton.Bir çok yere yürüme mesafesinde olduğu için tavsiye edebileğim bir otel.Times Square’in ışıltısı gerçekten bizi çok etkiledi.Renkli neon ışıkları,tiyatro,sinema,müzikaller ve her türlü markanın devasa digital ilanları baş döndürücüydü.

DSC_0446

otelimizin penceresinden meydanın görüntüsü

DSC_0450

DSC_0613

DSC_0604

Kendimi labirentte dolaşan fare gibi hissettim.Gökdelenler,cetvelle çizilmiş gibi sokakları oluşturmuştu.Özellikle de mevsim itibari ile çok soğuk olduğu için,  rüzgar her bir binadan köşeyi döndüğümüzde hepimizi uçuracak gibi keskin esiyordu.Sokaklar,öğlen saati dışında gökdelenler yüzünden güneş görmüyor.Gökdelenler cenneti New York..

Bizim NY da geçirdiğimiz süre sadece 2 gün olduğu için pek çok şeyi yapmaya vaktimiz olmadı.Mesela Skyline’a çıkmadık.Benim fotograflarında  gördüğüm kadarı ile çok güzel panaromik görüntüler sunuyor.Biz Empire State Building’e çıktık.443 mt uzunluğundaki bu gökdelen,102 katlı ve 86.katta bir seyir terası var.Şansımıza çok fazla sıra yoktu ve asansör o kadar hızlı çıktı ki 86.kata geldiğimizi bile anlayamadık.İnanılmaz rüzgarlıydı.NY’u o noktadan görmek gerçekten muhteşem.Sanki bir film karesi gibi.Gökdelenler iyice küçülmüş,özgürlük anıtı çok uzaktan gözüküyordu.Bol bol fotograf çektik.Ela’yı dışarı çıkartmadık.Efe ise elini bıraksak uçabilecek kadar rüzgar yedi.

DSC_0483

Ateş uçarken 🙂

DSC_0474

DSC_0489

Empire ‘ın tepesinden bir kare

DSC_0473

sıcak bir kahve molası

Empire State turumuz bitince Özgürlük Anıtına gitmek üzere metroya bindik.Manhattan’ın dışında ve deniz yolu ile ulaşılan bu bölgeye Staten Island Ferry’ye binerek ücretsiz de ulaşabilirsiniz.Bu şekilde gidecek olursanız Özgürlük Anıtı’nın yakın bir mesafesinden geçerek fotograf çekme imkanınız da olabilir.Biz ücretli tur teknelerine bindik.Heykelin çok yakınına kadar gidip geri döndük.Fakat o kadar rüzgarlıydı ki teknenin dışında fotograf çekebilmek bile mesele oldu.Dönüş yolunda Brooklyn Bridge’in de yanından geçtik.Bu köprü 1886 yılında yapılmış ve tamamen çelik halatlarla örülmüş.Wall Street ve sembolü bronz boğayı da yine uzaktan görmekle yetindik.

 

DSC_0519

Özgürlük Anıtı yolunda öpücükler..

DSC_0534

DSC_0554

DSC_0564

DSC_0594

Dönüş yolu metro..

Eğer vaktimiz olsaydı Little italy,China Town,Soho gideceğimiz diğer yerler arasında olurdu.O gün bunca uçak yolculuğuna ve çocuklara rağmen yine de iyi bir performans ile gezdik.Güzel bir bonfileci bularak günümüzü noktaladık..

 

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/amerika-subat-2013/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

 

Translate »