Didim- Bodrum 11-12 Haziran 2016

Bu yıl benim can dostlarım, yani M5, yani Muhteşem Beşli, doğum günlerimizi sürpriz bir şekilde kutlamaya karar verdik. Bu kararı aldıktan sonra ilk doğum günü, 21 Mayıs, yani benim doğum günümdü. Beni hariç tutarak bir yazışma grubu oluşturdular. Orada planlar, programlar yapıldı ve takvimler 11 Haziran sabahını gösterdiğinde Bilge’nin vale hizmeti ile, kapımdan alınarak hava limanına doğru yola çıktım. Ekibin kalanı ile hava alanında buluştuk ve Van uçağının kapısında beklemeye başladık.

”-Neden Van?”  Bu sorunun cevabı olarak,

”- Ailenle gitmişsin , bloğunda çok sevdiğini yazmışsın, madem bu kadar sevdin, bize de seni yediden Van’a götürmek yakışır.”  dediler.  🙂

”-Canlar, benim daha çok sevdiğim yerler de var misal Bodrum 😎  ”

”-Yok hocam afkurma Van ! ”

Biz bu Van muhabbetine, az daha Bodrum uçağını kaçıracaktık. Sinem’in, ”- Yürüyün ulaaaan, uçak kaçacak! ” uyarısı ile kahkahalar eşliğinde Bodrum’a son çağrı anonsuna koştuk. Çok keyifli bir yolculuktan ardından beni daha da büyük bir sürpriz bekliyordu. Hava alanında bizi beyaz bir Nissan karşıladı. ”-Kızım naptınız? Borca mı girdiniz? Paraya kıymışsınız şaşkınlığı ile arabanın arkasına kuruldum. İlk defa bir seyahatte şöför olmamanın keyfini yaşadım. İnci öne geçti. Haritayı açtı. ”-Yavv manyak mısın? Ne haritası? Bodrum sağa dön! ” dememe kalmadan, Söke yönüne doğru kıvrıldık. İlk  an nereye gidiyoruz diye düşündüm. Kafamı rahat bıraksalar hemen anlayacaktım. Ama İnci, ”-Ula’ya götürüyoruz seni.” dedi. Ula? Nerede? Neden orayı seçtik? ”- İftarlık Gazoz filmini seyrettin mi?” dediler. Yok dedim. ”-Seyretsen anlardın. Tam senin sevdiğin bir kasaba orası.” Peki, dedim. Gülümsedim. Yol takibini de bırakıp kendimi M5 ‘e teslim ettim.

Bir saat kadar sonra Can dostlarımın sürprizini nihayet anlamıştım. Didim sapağından çocukluğuma doğru döndük. Didim sapağından dedem ve babaneme döndük. Zayıf, çırpı bacaklı, kayalarda gezinmek en sevdiği şey olan, kozalaklardan ağaçlara evler kuran küçük bir kız çocuğu ile buluşmak üzere Didim sapağından döndük. Akbük köyüne gelene kadar ağladım. Oraları avucumun içi gibi bilirim ben. Hafta sonları dedem toptancılardan sakız, çekirdek, bisküvi ve peksimet almak için bizi Söke’ye götürürdü. Akbük köyüne komşu düğünlerine giderdik. Düğünlerde keşkek yerdik. İso ile kıyı balıkçılarından yeni tutulmuş balıklar, ahtapotlar alırdık.

Köyde kahvaltı için durduk. Onları neden bu kadar sevdiğimi bir defa daha anladım. Beni o kadar iyi tanıyorlar ki. Bende iz bırakan mekanları, kişileri, çocukluğumdan itibaren tüm hikayemi, yollarımı, zaaflarımı, hüzünlerimin kaynağını biliyorlar. Canlarım… O gün bir mucize oldu. Çocukluğumun geçtiği Didim’deki müthiş ev aslında İngilizlere satılmıştı. Evi İngilizler de satmış ve yeni sahibi tadilat yaptırdığı için ev açıktı. Biz de bu fırsatı değerlendirdik ve 25 yıldan sonra içini yeniden gezdik. Yaa ben küçükken o ev bana ne kadar büyük gelirdi. Büyüdüm ne değişti? Ev minik, çok minik geldi gözüme. Arabada üstümdekilerden kurtulup hemen mayomu giydim. Onca yıldan sonra, dibini bile ezbere bildiğim o denize girmem şarttı.
Önce kayalarda dolaştım. Salyangozları bu sefer kovama toplamadım ama hepsine merhaba dedim. Sonra cup diye serin sulara atladım. Deniz sonrası, belki eski komşulardan bir iki kişiyi görebilirim umudu ile siteyi dolandık kızlarla. Gerçekten de en çok görmem gerekeni yani Sabri amcayı gördüm. Onunla, Didim akşamlarında o kadar çok Allı Turnam’ı söylemişizdir ki. Bu sefer söylemedik. Zaten beni görünce ağlama sırası ona geçti. Bahçelerinde oturup sohbet ettik. Elbet eskilerden. Artık veda zamanı gelmişti. Can Dostlarım, konaklama planını Bodrum Türkbükü olarak yapmıştı. M5 Bodrum’u sever. Otelimiz deniz kenarında çok şirin bir butik oteldi. Hep birlikte denize girdik. Sahil boyunca sıralanmış gözlemecilerde karnımızı doyurduk. Biraz uyku, biraz dedikodu. Akşam Bodrum Marina’ya indik. Sünger Pizza benim Bodrum’da en sevdiğim mekandır. Bülent amcam beni ilk götürmüştü. Efe’nin Era Yelken macerası boyunca, bloğumu takip edenler bilir, her cumartesi akşamı yemeğimi büyük bir keyifle orada yerdim. Pizzaları söyledik. Kızlar gün içinde beni ağlatmaya doymamış olacak ki her biri spontane konuşma yapmak istedi. Yavv bu ekip ile her zaman ağlayana kadar gülmeye alışmış olan ben, bu konuşmalara bu sefer  ağlamaktan gülemedim. Bana bir süredir aradığım ve aradığımı bildikleri Boney-M plağı ve tüm sevdiklerimin fotoğrafları bulunan bir taş baskı resim hediye ettiler. Unutamayacağım kadar güzel bir geceydi. Pazar günü Türkbükü sahillerinde deniz keyfi ve çarşısında biraz dolaştıktan sonra istanbul’a döndük.

Didim için seyahat bloğu takipçisi sevgili dostlara bir yorum yapamayacağım. Keşke benim çocukluğumun Didim’i olsa ve size keyifle önersem. Maalesef yapılaşmadan fazlasıyla nasibini almış, evlerin dip dibe ve hiçbir yaşam keyfi bırakmadan yapıldığı, denizin kıyısına devasa beton blok otellerin dikildiği kötü bir belde Didim. El birliği ile bitirmişler doğanın en güzel kısımlarını. Benim için anlamı çocukluğum olduğu için  ben ölünceye kadar seveceğim ve sevgi ile hatırlayacağım. Sizlere ise ancak  kültürel dokusunu görmeniz için tavsiye edebilirim. Yani yol üzerindeki Priene’yi görmek, Didim Apollo Tapınağını ziyaret etmek ve belki bakir bir koy görürseniz enfes denizini deneyimlemek için.

Size bu yazının ana fikri olarak diyeceğim şey ise başka. Hayatınızdaki dostlara sahip çıkın. Bırakmayın onları. Daha fazla vakit geçirin. Özel hissetmelerini sağlayın. Seviyorum seni demekten sakın çekinmeyin. Dönüşte her birine bir mektup yazdım. Teşekkür mektubu. Birer kırmızı gül aldım. Gülleri kutuya yerleştirdim. Mektubu güllerin üzerine yapıştırdım. Kurye ile aynı gün dördüne birlikte gönderdim. Kiminde aile faciasına yol açtım, kiminde sevgi patlamasına. 😛  Teşekkür etmek bazen yavan kalır. Nasıl bazen özür dilemek yavan kalırsa, bazen de size yaşatılan duygunun yoğunluğu karşısında teşekkür etmek yavan kaçar. Ben o yavanlıktan uzaklaşmak için teşekkürümü mektup ve gül ile sunmayı tercih ettim. O hafta sonunun bana verdiği muhteşem hissi tam karşılamasa da elimden gelen buydu…

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/didim-bodrum-11-12-haziran-2016/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

 

Translate »