Malatya 22-23 Ekim 2016

Annemi bir yere götürmek istedim. Özellikle uçağa bineceği şekilde bir yere gitmek onu çocuklar gibi mutlu ediyor. Pagasus’un promosyon uçuşlarına rastgele baktım. Aslında Malatya’dan daha ekonomik olanlar da vardı ama Haluk babam ve annemin 2 yıl önce – yani babam rahmetli olmadan kısa bir süre önce-  birlikte gitmek istedikleri şehirdi Malatya. Hiç düşünmeden annem, Ela ve ben olarak üçümüz için bileti kestim. İtiraf ediyorum Malatya’yı seçmekle ne kadar iyi bir tercih yaptığımı oraya gittikten sonra anladım. Neden bilmiyorum çok sevdim Malatya’yı. Aslında bildiğiniz diğer şehirler gibi orası da yoğun trafikli bir büyük yerleşim. Fakat öyle güzel köşelerine gittik ki Hatay’da aldığım tadı aldım. Yani huzur. Acaba bu tadı almamda annem ile 24 saat sevgi yumağı olmamızın etkisi var mıydı acaba? Malatya’da Ramada Altın Kayısı Otel’de kaldık. Ana yol üzerinde ve odaları geniş, yatakları konforlu bir otel. Havaalanından araç kiralamıştım. Aracımıza binip otelden doğru Malatya Şıra Pazarının yolunu tuttuk. Annemin hayatta en sevdiği şey pazardan alış veriş yapmaktır. Kendince en sağlıklı ve doğalını bulup, sıkı pazarlıklar yaparak almaya bayılır. Bu sayede daha Şıra pazarından girmek kısmet olmadan arabayı park ettiğimiz yer olan balcının dükkanında bal tadarken bulduk kendimizi. Şekerim zirveyi zorladı sanırım. Ardı ardına gelen tadımlık ballarla kendimden geçtim. Kendimi son hatırladığımda annem, balcı ve ben selfi çılgınlığındaydık. Nasıl o aşamaya geldik o kısmı şeker koması. 🙂 Balcıdan çıktıktan sonra kayısılara daldık. Ama kayısılar doğal olarak tatsız geldi. 🙂 Alışveriş bitince ver elini Eski Malatya sokakları. Bu sokaklara kendinizi şöyle bir bırakın. Köşeden baktığınızda gözünüze çarpan, ilginizi çeken neresi varsa kendinizi o yöne akıtın. Biz bu dediğimi, annemin diz ağrıları nedeni ile mecburen araba ile yaptık. Tabi sürekli kenara çekip o sokakları, çocukları, evleri kadrajladım. Ulu Cami’de bir mola verdik. Caminin büyülü atmosferi ve sakin bahçesi nefis bir zamanlama sayesinde ezan sesi ile birleşti. Caminin içinde bir kenarda oturup annemin namaz kılmasını bekledik. Bu anlar benim için, zihnimi dinlendirdiğim çok huzurlu anlardı. Yine aynı bölgede Battalgazi Kervansaray Han’ı var, orayı da gezdik. Eski Malatya Mahalle Yaşam Müzesi adında, restore edilmiş güzel tarihi konağı tesadüfen gördük. Burası Ulucami’ye çok yakın ve içini mutlaka gezmenizi tavsiye ederim. Gerçekten de o dönemin yaşamına ışık tutan bir müze konak. İçindeki mankenlere dönem kıyafetleri giydirilmiş ve bir ev halkının nelerle meşgul olduğu, kullanılan eşyalar, mutfak malzemeleri, çeyiz sandıkları… tüm detaylar tek tek sergilenmiş. Annem ve Ela neredeyse tüm dekor ve mankenlerin önünde poz vermek istediler. Hatta annem, ”-Öznur bu fotoğrafları yaptırıp bana getirir misin? Çerçeveletip evime asayım.” demişti. Bu yazı sayesinde hatırlamış oldum. Bu isteğini hemen yerine getireyim. 🙂

Eski Malatya sokaklarından da bir dolu zerzevat aldık. Narmikan Kavunu bile aldık diyim gerisini siz tahmin edin yani. Oradan Bakırcılar çarşısına devam ettik. Her Anadolu Şehrinde bir bakırcılar çarşısı vardır zaten değil mi? Geçen hafta sonu İzmit’teydim. Kırk yıllık İzmit çarşısı da, bir tabela asmışlar bakırcılar çarşısı olmuş.  (Ben çocukken o çarşıda birkaç kalaycı vardı aslıda.) Neyse Malatya’da kalmıştık. Bakırcılar Çarşısından bakır bir tencere ve bakraç satın aldık. Biraz yorgunluk çökmüştü. Yeşilyurt (Gündüzbey) tarafına gitmeye karar verdik. O bölgenin Malatya’nın en yeşil kısmı olduğunu okumuştum. Gerçekten de gittiğimiz yer, köy meydanı gibi bir alandan geçtikten sonra dağlara doğru devam ediyordu ve yola paralel dere akıyordu. Çevresinde hep çay bahçeleri, mangal yapılacak restorantlar, kafeler mevcuttu. Biz de biraz dinlenmek biraz da doğanın keyfine varmak için bahçe içinde bir yere oturduk. Kahvelerimizi içtik. Annemin keyfi tam yerindeydi. Akşam yemeğinden önce otele gidip biraz odada uzanmaya karar verdik. Hatta Ela ile hamam keyfi yapmak istedik. 🙂  Bu planı da uyguladık. Banyo sonrası dışarı çıkmak biraz zor gelse de açlık baskın çıktı ve akşam Hacı Baba Sinan Et Lokantasında güzel bir yemek yedik. Burayı bize gurme Bilal tavsiye etti. ( Yani kardeşim, yani sonradan Gurmeler ekibinin sevgili üyesi). İnternetten baktığımda Bilal’in tavsiyesini destekleyen yorumlar çokçaydı.

Otele dönüşümüz ve uykuya geçiş eş zamanlı oldu. Pazar günü yolculuk erken saatteydi. Bu nedenle tüm Malatya’yı aslında bir güne sığdırdık. Pazar tam gün kalabilseydik ilave olarak nereyi eklerdik diye düşünürsem, sanırım Darende’ye giderdik. Orada Somuncu Baba türbesini annem görmek istiyordu ama dediğim gibi tek gün için uzak olacaktı.

Anadolu’da görmediğimiz tek bir şehir kalmayıncaya kadar keşfe devam.

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/malatya-22-23-ekim-2016/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

 

Translate »