Orlando

Orlando’ya gitmek üzere yeniden havaalanına doğru yola çıktık.NY dan sonra Orlando hava bakımından inanılmaz harikaydı.Zaten havaalanında iner inmez sıcacık güneş,şortlu insanlar,yeşillikler tatil şimdi başlıyor duygusu uyandırdı.

Havaalanından Disneyland’e ulaşım sağlayan otobüsler var.Yol boyunca disney karakterlerinin çizgi filmlerini gösteren bu otobüsler sayesinde çocuklarla  hiç sıkılmadan yolumuzu tamamladık.

Otelimiz Disney otellerinden biriydi. Disney’sPort Orleans Resort – Riverside Yani parkın içindeki otellerden biri.(Disney’s Port Orleans Resort-French Quarter).Disney Otellerinde kaldığınız gün sayısı kadar park giriş biletleri de konaklama ücretine dahil.Otelimizden memnun kaldık.Yeşil alanları çok bol olan,sürekli her parka ring seferlerden faydalanabileceğiniz,odaları geniş ve sade iyi bir oteldi.Tek sorun özellikle kahvaltı alışkanlıkları bizden çok farklı olduğu için bir süre sonra sürekli pancake,corn flaks,nutella,kruvasan ve çırpılmış yumurta ile kahvaltı etmek sıkıntı vermeye başlıyor.Biz kiralık arabamızda olunca hipermarkete giderek kahvaltılıklar ,içecekler,süt,yoğurt ,meyve vs alarak odamızda kahvaltı etmeye başladık.

Otele giriş yaptıktan hemen sonra o günü kaçırmamak için valizlerimizi odaya bıraktığımız gibi hemen tema parkların yolunu tuttuk.4 tane tema park mevcut.Magic Kingdom,Epcot,Disney’s Hollywood Studios,Animal Kingdom.Bu parkların her biri koca bir gün geçirebileceğiniz kadar büyük.Öyle ki bir tam gün geçirseniz bile vakit kalmadığı için izleyemediğiniz showlar yada yine sıra beklemekten dolayı hepsine binmek için vaktiniz yetmeyen oyuncaklar olacaktır.

Birinci gün biz ilk tercihimizi Magic Kingdom ‘dan yana kullandık.Burası görsel olarak tam Ela’ya göreydi.Zaten kapıdan girdiğinizde sizi Sindirella’nın kalesi karşılıyor.

DSC_0630

otelimizin önündeki durakta bizi parklara götürecek otobüsü beklerken.

DSC_0631

bizi otelimizden parka götürecek otobüsleri beklerken.

DSC_0634

bıcırıklar merakla ve mutlulukla parka gidiyor:)

DSC_0650

kapıların açılmasını beklerken,babasının omuzunda ,disney karakterlerinin hoşgeldin dansını izleyen Ela..

DSC_0663

Ela’nın hayran olduğu kule

DSC_0690

parkın çevresini gezdiren trene binmek için istasyonda..

Parklardaki ilk kuralımız ilk giren olmaktır 🙂 Bu yüzden güne çok erken başlar,kahvaltımızı eder,eşyalarımızı bebek arabasına doldurduğumuz gibi açılış dansını yapmak üzere kapıda oluruz.Bu genel olarak hangi ülkede hangi tema parkına gidersek gidelim böyledir..Hatta kimi zaman aletlere de ilk binen biz oluruz.

Şakrak ailesinin ikinci kuralı..Baba Şakrak nerde olursa olsun uyur..Ateş ,öğlen uykularını asla aksatmaz.Bunun için ona, tercihen  parkın kuytularında, bir bank yeter.Ela’da tempoya dayanamadığı için babasının yanında bebek arabasında uyur.Efe ve ben bu sürede son hızla herşeye tekrar tekrar binmeye devam ederiz.Birbirimizden ayrılmadan önce  buluşacağımız saat ve yeri kararlaştırırız.Efe’ye  olası kaybolma ihtimaline karşılık yapması gerekenleri tembihleriz.

Yemeklerimizi açık büfe restorantlarda bol seçenekli ve doyurucu yeriz.Çünkü genelde akşamları yorgun argın otele döndüğümüzde yemek yemeden çocuklar uykuya dalar..Bu sefer araba da kiraladığımız için geceleri çıkıp outletlere gitme imkanımız da oldu.Orada Migros benzeri büyük bir marketten çocuklar ve kendimiz için bir çok kahvaltılık malzeme de aldık.Sonuçta kaldığımız otelde kahvaltı diye çıkan şeyler aslında kalori bombası..

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/orlando/

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

 

Translate »