Bodrum Ağustos-2015

IMG_2016

Ortakent-Bodrum

Merhaba,bu yıl da iki haftalık yaz iznimizi çocuklarla birlikte Eski Yalı Otel’de geçirdik.Geçtiğimiz yıl,
” 2 haftada nasıl Bodrum’lu olunur?” diye yazmıştım.Akşamları çocuklarla gittiğimiz yerleri,öğlen yemek yediğimiz yerleri,Bodrum Pazarlarını anlatmıştım..Bu yıl da o mekanları yeniden dolaştık ve internetten seçtiğimiz ve gidip denediğimiz yeni yerler ekledik..
Dün döndük..Her zaman ki gibi keyifli bir 15 gün geçirdik.İşte başlayalım bakalım,bu yıl ailecek neler yaptık:)

ERA YELKEN
Efe ,bu yıl lisansiyer olarak Era’daydı.Sabahtan Bitez’deki klüp alanına gidiyor kursiyerlerin teknesini hazırlıyor sonra eşleştirildiği kursiyer ile denize açılıyordu.Efe’de yıllarca Era’da kursiyerken hep lisansiyerlere özenirdi.Bu yıl kendisinin de aynı seviyeye gelmiş olması hem Efe hem de bizim açımızdan gurur verici oldu.Kursiyerler öğlen 2 gibi ayrıldıktan sonra sıra Efe’nin antremanlarına geliyordu.Akşam saat 7 ye kadar bu çalışmalar sürüyordu.Açıkçası kendisi de yaz tatilinde olduğu için gönlüne göre denize girmek ve bizimle de vakit geçirmek istedi.Bu nedenle her akşam klüp antremanlarına kalamadı.Ama yinede her hafta 2-3 defa akşama kadar denizde kaldı.Her sabah klübe gitti.15 gün boyunca arkadaşları,hocaları ve yeni gelen çocuklar ile keyifli vakit geçirdi.Boşluklarda ise iddalı pinpon maçları yaptı..

BİTEZ DONDURMACISI
Bunu geçiyorum.Her yıl Bodrum’da kaldığımız her akşam gideriz.Her yıl yazarım..Daha yazacak bir şey kalmadı.En çok gittiğimiz Bitez’de olandır.Efe’nin favorisi çilek,Ela’nın favorisi çukulata,Ateş’in kağıt helva arası 2 top sade..Benim mi??Ben her akşam farklı iki top ..Yaz akşamlarının vazgeçilmezi.Ve değişmez lezzet..

BAL MAHMUT
Efe’nin antremanda olduğu bir gün öğle yemeği kaçamağı yaptık.Çiğ börek çok severim.Bu sıcakta bindik arabaya sırf bu deneyimi sizlere de blogda yazabilmek için ver elini Bal Mahmut.Yer Karaincir’de.Ortakent’e yaklaşık 20 dakika mesafede.Çok salaş bir ortam.Hatta oturduğunuz yerden huylanacak kadar.Aslında salaş yer pis olur diye asla bir genelleme yapılmaz ama buranın salaşlığı bende pislik hissi uyandırdı.Çiğböreğe gelirsek ölçü gayet büyük.Lezzet de iyi.Ama 40 derece sıcakta arabaya binip gidecek kadar süper lezzet diyemem.Bitez’deki mantıcıda da çiğbörek yiyoruz ve arasında çok bir lezzet farkı yok.Salata ,kola,ayran ,3 çiğbörek ..Başka bir şey yedik mi hatırlamıyorum ama sanırım 70 lira hesap ödedik ki bence çok fazla..Bence ismi duyulunca bunu fiyatlara yansıtmışlar..Neyse gitmek isteyene mani olmayayım ama benim son derece kişisel yorumum bu şekilde..

BAĞARASI RESTORANT
Bu yaz 2 akşam gittik diyim başka da bir şey demeyeyim.Buranın bizim için en önemli özelliği eski Türk filmlerinden çıkmış ortamı.Kendimizi orada 80’lerde hissediyoruz.Çakıl taşlarına kurulu tahta masalarını seviyoruz.Ağaç dallarına bağlanmış kablolara takılı ampullerle aydınlanmayı seviyoruz.O ağaçların altında oturmayı seviyoruz.Kafamızı kaldırdığımızda yıldızları ve ayı bu kadar yakın görmeyi seviyoruz.Yanımızdan geçen asfalt,dar ve arabanın tek tük geçtiği yolu seviyoruz.Eskiye dönüyoruz orada..Bu arada çocuklar da çıtır mantısını seviyor ve tabi 10 numara suflesini…Eğer İsmail ağbi de oradaysa birde onun güler yüzünü seviyoruz..

KISMET LOKANTASI
Bu yıl hem yaz hem kış bir kaç defa gittik.Biliyorsunuz ki ben pilavı ve kalbura bastısı için gidiyorum.Zaten kötü yemek yok.Yemekler de o fiyatı fazlasıyla hak ediyor.Tek kelime ile nefis yer.Nokta..

IMG_1977

Tel Dolap

TEL DOLAP
İsmini çok duyduk ama oraya kadar gitmişken hep Limon’u tercih ettiğimiz için bugüne kadar gidemedik.Doğruyu söylemek gerekirse bu sefer Limon’da yer olmadığı için hadi gidelim dedik ve gittik.2 kişilik kahvaltı söyledik.2 biz,2 de çocuklar doyduk..Kahvaltı 35 tl.Ancak ekstra bir şey sakın söylemeyin.Biz bir gazoz ve süt için 20 tl ödedik.Bu rakam çok fazla..Yada ilave bir şey söylemeden önce hiç çekinmeden fiyatını da sorun.Bu arada lezzet standart.Ortam başında garson beklemesini seviyorsan iyi.Ama biz sevmeyiz..Manzara ve dekor güzel..Onun için de tercih edilir mi siz karar verin..

IMG_2029

Berk Balık Güvercinlik

BERK BALIK GÜVERCİNLİK
Balığı ve mezeleri için o yolu göze alıp hatta denizi de erken terk edip kalktık gittik.Güvercinlik Bodrum’un cümbüşünden uzak,kendi halinde ,güzel bir koy.Berk Balık aslında Bodrum’un içinde de var.Hatta ilk Bodrum Merkez’de açılmış.Ancak Güvercinlik tarafından gelenler,dönüşte alkol kontrolünde sobelendikçe buraya da şube açın demeye başlamışlar.Bizce kesinlikle Güvercinlik’deki yer daha güzel.Bu fark lezzet değil ortam farkı.Yediğimiz tüm mezeler çok iyiydi.Hatta sıcak ve soğuk mezelerden balık söylemeye yerimiz kalmadı.Size tavsiyem özellikle güneşin batışını kaçırmadan orada olun..Fiyat da bence Bodrum balıkçılarına göre gayet uygun..

ERGUN KAPTAN’IN YERİ
Efe tavuk suyuna çorba hastasıdır.Biz de balık çorbası severiz.Baktım İnternet Ergun Kaptan diye yıkılıyor.Biz de bu işin notunu ancak Efe verir dedik ve kalktık Gündoğan’a gittik.Çorbalar çok güzeldi.Ardından ben ciğer yedim,ahali kavurma yedi.Ortaya bir de pilav söyledik.Hepsi lezzetliydi.Dolu bile görseniz geri dönnmeyin esnaf lokantası gibi olduğu için yemeğini yiyen fazla oyalanmadan kalkıyor.Bence gitmeye değer.

IMG_2064

Ergün Kaptan’ın Yeri

ZÜHRE HANIMIN KÖY MANTICISI
Bitez’de 2 mantıcı var biz genelde buna gidiyoruz.Yalnız bu yaz mantısını açık söylemek gerekirse beğenmedik.Gerçi kendiside fark etmiş olacak ki yemeği bitirmemize doğru beğenip beğenmediğimizi sordu.Hmurun tuzunu eksik koyduklarını fark etmişler.Bunu gelip bizle paylaştığı için gönlümüzü almayı becerdi..Seneye yine inşallah orada olursak kuralı bozmaz yine bir öğlen yemeği yeriz..

KOMODOR MEZE EVİ
Bodrum’un içinde,yaz kış servis veren bir yer.Yediğimiz tüm mezeler çok iyiydi.Porsiyonlar yeterli miktardaydı.Bazılarının tadı damağımızda kaldı.Tek kusuru vardı o da kendilerine Tom Cruise filminde havası veren siyah kulaklıklı,siyah tişört ve önlüklü servis görevlileriydi.Eğer orası  ”meze evi ”gibi sade ismi olan ,işlevi meyhanemsi bir yer ise Reina havası taşıyan görevliler ne alakaydı?Bir eleştri yapacaksam bunun dışında söyleyecek bir şeyim yok.Özellikle kışın daha sakin bir ortamda yeniden gitmek isteriz.

İşte bu yazdan  sizlere aktarabileceğim yeni -eski mekanlar bunlar.Bodrum, bir çoğunuz için olduğu gibi, bizim için de çok özel bir yer.Yazları zaten gidiyorsunuzdur ama kışın da Pegasus’dan 15-18 tl ye bile biletler bulup bir hafta sonu kaçamağı yapabilirsiniz..Biz geçen kış Efe’nin yelkeni nedeni ile sık gittik .Kışın  güzelliğini yazdan da çok beğendik.Bu nedenle bu kış, Efe Marmara Yelken’e geçmiş olmasına rağmen ,biz bir iki haftasonu bileti kaptık..Sizleri de bekleriz.

IMG_1891

Gümüşlük Mimoza

IMG_1986

Eski Yalı Otel

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/bodrum-agustos-2015/

Van-Mayıs 2015

2015-06-03 07.52.14

Fotoğrafı çeken Yuva Hanıma teşekkürler

IMG_0670 IMG_0977Bu sefer rotamız Van..Kars ve Van bir süredir gitmek istediğim, merak ettiğim 2 şehirdi.Kars için bir kaç defa bilet almaya yeltendim ama uçak bileti sıkı pahallıydı.Bir gün Nar Gezi’nin gezi programlarının mailinde Van’ı gördüm.Ağrı Doğubeyazıt’da dahil olmak üzere güzel bir program yapmışlardı.Nar Gezi’yi, onların Karıncalar olduğu zamandan tanıyoruz.Sanırım yıl 2006 idi, keyifli bir Küba yolculuğu yapmıştık.Sonra Nar Gezi oldular ve yaklaşık 9 yıl sonra Reyhan ve Aykut ile yeniden bir araya geldik.

Pegasus’dan biletleri aldım.Cumartesi sabah 6 uçağı ile gidip pazartesi akşam üzeri dönecektik.Gezinin detaylarına dalmadan önce turla gezmeye dair bir iki notum olacak..Biz bloğumu takip edenler bilir programları kendimiz yapar,dersimizi internetten çalışır, biletleri alır gideriz.Çünkü çocukla gezerken ummadık bir şekilde planlar değişebilir.Yoğun ve çok yürüyüş içeren programlar bize uymaz.Bu nedenle de turların belki 2-3  gün ayıracağı rotalar bizim planlarda 4-5 güne yayılır. Ne zaman ,nerede olacağımıza ,ne yiyeceğimize,nerede kalacağımıza,kaç gün kalacağımıza hep biz karar vermek isteriz.Bunlar bağımsız gezmenin avantajlı kısımları.Turun avantajlarına gelirsek;bence bir yere tur ile gidecekseniz en önemli şey seçtiğiniz şirketin tarzıdır.Genele hitabeden ,turistik ve popüler bir şirket olmaması bence tercih sebebidir.Çünkü bir kaç gün birlikte seyahat edeceğiniz gurubun yapısı önemlidir.İlgi alanları,beklentiler birbirine yakın olmalıdır ki iletişim daha keyifli olsun.Bu tür bir şirket bulup seyahat ettiğinizde tek başınıza yapamayacağınız organizasyonlar sayesinde ekstra deneyimler de yaşayabilirsiniz.Örneğin bu gezide bizde iz bırakan kişi,İnci Kefallerine ömrünü adamış Prof.Dr.Mustafa Sarı’ydı..Kendisi ile tanışmış olmak bile başlı başına Nar Gezi’ye teşekkür sebebi oldu.Yine Çavuştepe’de tanıştığımız Urartu alfabesini çözen,dünyada bu dili bilen 31 kişiden biri olan Mehmet Kuşman da tek başımıza gitsek tanışma imkanımız olmayacak biriydi.Bu arada bu yazıyı yazarken Nar Gezi’nin dağıttığı ve Özgür Cangüleç’in hazırladığı noktarı kaynak olarak kullandım onlara da teşekkür ediyorum.

Çok öğretici,fazlasıyla lezzetli,keyifli ve samimi bir 2.5 gün geçirdik..İlgilenenlere Nar Gezi’yi mutlaka tavsiye ederek gezimizin detaylarına başlıyorum…

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/van-mayis-2015/

Van-1.Gün

IMG_0495

Otlu Peynir

Uçaktan indiğimiz gibi limonata kıvamında,yani ne sıcak ne soğuk, tatlı bir hava bizi karşıladı.Ekip 23 kişiydik.Güne güzel bir Van kahvaltısı ile başladık.Van Gölü’nün kenarında Sütçü Fevzi ‘ye gittik.Sütçü Fevzi Van’ın en bildik kahvaltı noktalarından Aslında görüntü şehirlerarası otobüs terminallerindeki lokantalar gibi..Bir sürü sıra sıra masalar,fast food gibi üst üste dizilmiş servise hazır tabaklar..Görüntü bu şekilde standart olsa da lezzet  iyiydi ve tabiki manzara da harika..Sizin her hangi bir şey sipariş etmenize gerek kalmaksızın her şey masaya geliyor.Kavurmalı yumurta,bal kaymak,otlu peynir,murtuğa,cacık,gavut kahvaltının olmazsa olmazları.Kalabalık olduğumuz için mi yetiştiremediler bilmiyorum ama çaylar tam demlenmemişti..Bir de işletmeci biraz fazla stres yaratan tarzda ortalıkda dolanıyordu.Her şeye rağmen Van’a güzel bir başlangıç yaptık.

Gavut ve Murtağa hakkında da kısa bir bilgi vermeden geçmeyeyim;Gavut aslında bir un.Buğday’ın kavrulması ile elde ediliyor ve kavrulmuş bu bugday değirmenden geçirlip irmik gibi iri taneli bir un oluyor.Bu unu tereyağında kavurup kahvaltılarda yiyorlar.Urartular zamanında da askerlerin beslenmesinde kullanılmış.Halen Van’da yaygın olarak yeniliyor, hele ramazan da, sahur sofralarında başköşede olduğunu da kendilerinden öğrendik:)

Murtağa ise çok sevdiğim bir tad oldu.Bunda da un ve yağ ikilisi kavrulmak sureti ile buluşuyor ve altın sarısına dönme aşamasında içine yumurta kırılıp tuz ekleniyor.Tadına bayıldım doğrusu..

IMG_0553

Akdamar Kilisesi

IMG_0552

Akdamar Adası

IMG_0533Kahvaltının ardından Akdamar Adasına gitmek üzere yeniden otobüslere bindik.Gevaş’dan deniz motorları ile yaklaşık yarım saatlik bir yolculuk ile adaya vardık.908 yılında Ermeni hanedanlığının kralı Gagig Gevaş’ta Vaspurakan adlı bir krallık ilan eder.Krallığın merkezini de bu adaya taşır.915 yılında da bu adadaki kiliseyi yaptırır.Kilisenin iç duvarlarında  Hz.İsa’nın yaşamının anlatıldığı freskler yer alır.2005-2007 yılları arasında restore edilerek bugünkü haline kavuşmuş.Kiliseyi gezip içinde fresklerin neler anlattığını dinledikten sonra Van gölünün ortasındaki bu adada çay kahve keyfi yaptık.Ardından yeniden teknelerle dönüşe geçtik.öğle saatleri gelmiş ve temiz havanın da etkisi ile iyice acıkmıştık.

Edremit tarafında Elegant Restorant adlı mekanda öğle yemeğimizi yedik.Bahçe içinde,özellikle kaburgası ve saç kavurması meşhur ve çok da lezzetli bir yerdi.Bahçede kocaman tek bir masa olduk.Sohbet de gayet keyifliydi.Ekibin bir kısmı ile sanki yarım gün değil bir kaç gündür tanışıyormuşcasına güzel muhabbet ettik.Saç kavurmayı nasıl silip süpürdüğümü hatırlamıyorum.Ateş kaburga yedi ama et bayağı yağlıydı..

IMG_0578

Van Kedi Evi

Yemeğimiz bitip çaylar kahveler de içildikten sonra hedefimiz şehir merkezindeki Van Kedi Evi oldu.Burasının diğer adı Kediler Padişahının Sarayı da olabilir.İçinde yatakları,oyuncakları,minderleri olan nefis bir kedi evi:)Hele o güzel Van Kedileri.Soyları tükenmeye yüz tuttuğu için korumaya alınmışlar.Van Yüzüncü Yıl Ünv.’nde çiftleştirilip üremeleri sağlanmış ve bir kaç yıl öncesine göre sayıları önemli ölçüde artmış.Bu kedilerin Van’dan dışarı çıkışı yasak.Sadece Van’da yaşayan ailelere bakım için veriliyor ve her birinde çip olduğu için aşıları,nerede oldukları vs de takip altına alınabiliyor.Kedilerin evden dışarı çıkışı yasak.Çocuklar bu nedenle çok üzüldüler.Çünkü ellerine alıp sevebileceklerini ümid ediyorlardı.Kedi evinin hemen yanı gümüş takılarının satıldığı büyük bir gümüşçü var.Turist otobüslerinden inen kalabalıklar kedilerin yanında 5-10 dakika oyalanıp hemen alışveriş için bu gümüşçüye giriyorlar.Biz de kalabalıkların içeri girmesini fırsat bilip soluğu kedilerin bekçisinin yanında aldık.Ela’nın göz yaşlarına dayanamayan görevli kafesin kapısını açıp güzeller güzeli bir yavru kediyi bizimkilerin eline verdi.Gözlerden uzak bir köşede bıkana kadar elleri kolları tırmık içinde kalana kadar kediyi sevdiler.

Sonra bizde içeri geçtik.İçerde bir çay ocağı vardı.Gümüş takılarınızı seçerken bir yandan çayınızı da içebilirsiniz.Her birinin tasarımı çok güzel.Taşlar çok değerli..Ben tüm vakti kedilere harcadığım için gümüşçüye vakit kalmadı ve  5 dakika içinde Ela’ya mavi boncuklu bir bileklik seçip otobüse koştum.

IMG_0621

Efe ve Ela’nın Van Kalesi’nin zirvesine yolculuğu..

Son durağımız Van Kalesi oldu.Van Kalesi M.Ö.855 yılında Urartu Kralı 1.Sarduri tarafından yapılmış.Kalenin Madır burcunda Urartulara ait çivi yazısı gözlenmekte.Bu yazı Sarduri’nin yönetim boyunca yaptığı icraatlarını anlatıyor.Van Kalesi Evliya Çelebi tarafından yazılmış metinlerde çömelmiş bir deveye benzetiliyor.Kalenin hemen aşağısındaki düzlükte Hüsrev Paşa ve Kaya Çelebi camileri bulunmakta.Bu camileri gezmeyi son güne bıraktık.

IMG_0604

Van Kalesinde sevgili rehberimiz ve liderimiz Reyhan..

Kaleyi de gezdikten sonra artık koca günün yorgunluğu ile otelimize doğru yola koyulduk.Van Kalesinin hemen yamacında, tarihi Van evlerinin aslına uygun olarak yapılmış ve içi  Van geleneklerine göre döşenmiş bir evi  Ela ile birlikte hızla gezdim.

Otelimiz Van’ın tam merkezindeydi.Akdamar Otel.Otelimizde güzel bir akşam yemeği yedik.Gerçi Öğlen yediğimiz muhteşem yemekten sonra hala kurt gibi acıkmamıştık ama sıcak bir çorba ve Van’ın mis kokulu otları yorgunluğumuza iyi geldi.

 

 

İnci Kefallerinin ve Mustafa Sarı Hocamızın Birbirine Çok Benzeyen Hikayesi…

IMG_0740

inci kefalleri

Günün benim için ve muhtemelen tura katılan bir çok kişi için en anlamlı anını ,gece Mustafa hocanın hikayesini dinleyince yaşadık.Nar Gezi ‘ye öncelikle teşekkür ediyorum.İlk günün akşamında bize bu buluşmayı ayarladığı için…Kimdir Mustafa Sarı hoca??..Size onun hikayesi ve onun ömrünü adadığı İnci Kefallerinin hikayesini kısaca anlatmaya çalışacağım.

İnci Kefali Van Gölünün sodalı sularında yaşayan tek canlı.Ve türünün devamını sağlayabilmek için suyun akış yönünün tersine yani kaynağına doğru yüzerek yumurtalarını oraya bırakmak zorunda.Çünkü Van Gölü’nün ph’ı yüksek sodalı sularında yavruları yaşayamayacağı için yavrularını Van Gölünü besleyen akarsulara bırakmaya çalışıyor.Balıklar bu yolculuğu büyük bir efor ve büyük bir mücadele ile yapıyor.Önlerine pek çok engel çıkıyor ama onlar açısından en büyük engel maalesef insan olmuş.Van Gölünde yaklaşık 15.000 kişi İnci Kefalinden geçimini sağlıyor.İşsizliğin yoğun olarak yaşandığı bu şehirde İnci Kefali umut kapısı .Ama bilinçsiz ve üreme döneminde yapılan kaçak avcılık inci kefalinin soylarını tehlikeye sokacak noktaya gelmiş.Köylüler yasak olmasına rağmen ağ atarak,yada kasalarla,kovalarla dinlenme noktalarından geçen balıkları yakalayarak yumurtalarını bırakmalarına engel olmuşlar.1996 yılında Van Gölünde yapılan balıkçılığın %90’ı kaçak olarak yapılmaktaymış.Balıkların üreme mevsimi haziran ve temmuz ayları.Bu aylarda ve bu yöntemlerle yapılan kaçak avcılık yüzünden balıklar gafil avlanmış ve üremeleri engellenmiş.Kimi zaman gırgırla balık çekerek günde 100 ton balık yakalanmış.Van Gölünde 1 yılda yapılan toplam 15 bin ton avcılığın 12 bin tonu kaçak av döneminde yapılmış.

1992 yılında aslen Tokat’lı olan ve Van Yüzüncü Yıl Ünv.’sine ataması yapılan Mustafa Sarı tıpkı İnci Kefallerinin varolmak için verdiği zorlu mücadele gibi ,balıkların neslini tüketircesine yapılan bilinçsiz avlanmanın önüne geçmek üzere, zorlu bir yolculuğa çıkmış.Mustafa bey  bu işe  ilk kalkıştığı günleri bize anlatırken mevcut durumu şöyle özetledi,”-devlet göç zamanında oralarda balık avlamak üzere,dereleri ihale ediyordu,avlanan insanlar her gün 20-25 kamyon balık satardı ve kamyonların kenarından sapsarı İnci kefali yumurtaları akardı.”Mustafa Hoca bu durumun sürdürülemez olduğunu ,böyle devam ederse Van gölündenki İnci Kefali popülasyonunun tehlike sınırına yaklaşacağını görerek zorlu mücadelesine başlamış.Yılda 8 bin ton balık avlanması gereken Van gölünde o yıllarda avlanan balık miktarı 15.000 tonmuş.Vali ve diğer kamu görevlilerine durumu aktarıp yardım istediğinde aldığı tepki -”-Yahu hocam önce insanların güvenliğini sağlayalım balıklara sonra bakarız ”olmuş.Zabıta ile de bu işi çözememiş.Kaçak balıkçıları uyaran zabıta da köylülerden tehtid almış.Yeterli destek alamayacağını anlayan Mustafa hoca kendi arabasına atlayarak köy köy dolaşıp insanları ikna etmeyi denemiş.Ama köylüleri de balığın tükendiğine ikna edememiş.İlk 2 yıl dolunca hocaya ne zaman tayin olup gideceğini merak edip sormaya başlamışlar.Bakmışlar ki hoca kalıcı ,bu sefer ”bak çoluğun çocuğun var git evinde çayını iç, okulda işini yap bu işlere de karışma,eski köye yeni adet getirme ,burada yoksulluk var bize karışma ” gibi bir tavır içine girmişler.Hoca da onlara kısa bir süre sonra mesela 5 yıl sonra siz de balıkçılık ile geçinemeyecek hale geleceksiniz diye bıkmadan anlatmış.1997 yılına gelindiğinde balıklar da bu duruma isyan etmişler Hem balık miktarı hem de yakalanan balıkların boyu -kilosu azalmış.Göle atılan 5000 metre ağa sadece 20 kg balık gelmeye başlayınca köylüler balığın bitebileceğini görmüşler.Mustafa Sarı’ya inanmaya başlamışlar.Mustafa hoca,jandarma ,valilik,tarım bakanlığının desteğini alarak ve sivil toplum kuruluşu gücünü de kullanarak mücadelesinin olumlu sonuçlarını görmeye başlamış.El broşürleri,kitapçıklar,kadınları bilinçlendirmek üzere verilen eğitimler,yerel televizyonlarda gösterilen kısa programlarla vatandaşın bilinç düzeyi artmış.İnci Kefali afişleri ile Van’ın balığı şehrin markası haline gelmiş.Doğa Gözcüleri Derneği kurulmuş.1996 yılında 3.5 milyon usd ciro yapan Van Gölü balıkçılığı Mustafa hoca önderliğinde yapılan bu çalışmalar ile bugün 10 milyon usd’a ulaşmış.Av verimleri artarken yakalanan balıkların da boyu 16 cm den 20 cm lere gelmiş.Hikaye neyseki mutlu son ile bitti.

Açıkçası ben etkisinden uzun süre kurtulamadım.Burada size kısaca özetledim ama Mustafa hoca bizler ile çok daha uzun ve çok daha yüreğimize dokunacak şekilde paylaşım yaptı.Kaldı ki 20 yıllık bir mücadelesini 1 saat içinde ne kadar özetleyebilir.Yaşadıkları bir ömür…Biz hayatımızdaki engeller ile bırakın bir ömrü, pes etmeden  kaç defa yolumuza devam edebiliyoruz.Yada bizim mücadelemiz ne kadar kendimiz ile ilgili ne kadar başkalarının hayatı ile ilgili.Yada insan dışındaki diğer canlılar ile ilgili.Bu ruh hali, bu bilinç, bu vizyon ,bu adanmışlık doğuştan mı oluyor?Bir balık için bunca zorlu mücadeleyi sıradan bir ruhun vermesi mümkün mü?Siz bir ömür kendi gelirinizi böyle bir amaç uğruna kullanabilirmisiniz?Kaçınızın eşi bu çabayı kutsal görüp saygı duyar ve destekler.

Mustafa Hoca ,önünde saygı ile eğileceğimiz bir insan, ama en az onun kadar takdir edilmesi gereken bir diğer kişi de sevgili eşi..Ben o gece bir defa daha anladım ki ülkemiz bildiğimiz ve bir çoğu bilmediğimiz çok kıymetli değerleri içinde taşıyor.Onların bu onurlu çabaları da bu ülkeyi yaşanılacak bir yer yapmaya devam ediyor.

Çok ama çok teşekkürler.

 

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/van-1-gun/

Van 2.Gün

IMG_0687

muhteşem Ağrı Dağı

IMG_0638

Muradiye Şelalesi

IMG_0637

Muradiye Şelalesindeki Asma Köprü

Bugün rotamız Ağrı Doğubeyazıt’dı.Ağrı Dağının eteklerinden geçen bu yolculuk ile İshak Paşa Sarayı’na varacaktık.Ama önce yolumuz üzerindeki Muradiye şelalesine ugradık.Pazar günü Van’lılar akın akın buraya geliyor piknik için.Ellerinde etler,çocukların topları,mangalları yakıp  pazar keyfi yapmak için ideal yer.Van’ı besleyen en önemli kaynaklardan biri olan Bendimahi çayında bulunan şelale İnci Kefallerinin göçüne de ev sahipliği yapan noktalardan biri.Bir bardak çay ve fotograf molasının ardından İshak Paşa Sarayına doğru yola devam ettik.Van ile Doğu Beyazıt arası yaklaşık 200 km.Midibüs ile bu yolculuk da iki saat civarı sürdü.Yolculuk sırasında bir kaç noktada Ağrı Dağının muhteşem fotograflarını çektik.Başından dumanın eksik olmadığı bu dağ bütün ihtişamı ile o gün bizlere zirvesini de gösterdi.Nar Gezi Ağrı dağına zirve yürüyüşü turları da yapıyor .Yine yolumuzun üzerindeki meşhur Çaldıran Ovasını da unutmayalım.Tarihte ,1514 yılında Şah İsmail ve I.Selim arasında yapılan ve Çaldıran Savaşı olarak anılan savaşın geçtiği ovayı da görerek  yolumuza devam ettik.

IMG_0695

Doğu Beyazıt’daki Beyazıt Restorant

Doğu Beyazıt aslında beni hayal kırıklığına uğrattı.Tabiki yüksek bir beklenti ile gitmedim ama ne Ağrı Dağının eteklerinde ne de İshak Paşa Sarayının çevresinde dinlenecek ,oturacak,muhteşem manzarayı seyredebilecek hiç bir şey yoktu.İshak Paşa Sarayına gitmeden önce öğlen yemeği için Beyazıt Restorant’ı seçtik.Yöresel yemekler ağırlıklı ,esnaf lokantası gibi bir yerdi.Servis gayet güler yüzlü ve hızlı ,yemekler de oldukça lezzetliydi.

IMG_0709

İshak Paşa Sarayı

Yemekten sonra İshak Paşa Sarayına girdik.1685 yılında inşaasına başlanan bu saray Osmanlı,Selçuklu ve Fars mimarisi özelliklerini de bünyesinde barındırıyor.İki kattan oluşan bu sarayın ikinci katı tamamen yıkılmış.Yıkılan bu bölüm ile birlikte 366 odadan oluşuyor.Duvarları ayet ve beyitlerle bezeli.Sarayın bir ısıtma sistemine sahip olduğu da taş duvarlar ve zeminin yapısından anlaşılıyor.Türklere özgü tarihi saray örnekleri bugün ülkemizde çok az kalmıştır.Bunlardan biri de İshak Paşa Sarayı ve Külliyesi olduğu için tarihi açıdan da önemlidir.

IMG_0712

Sarayı gezmemizin ardından yaklaşık 2 saat süren yolculuk ile birlikte otelimize döndük.Akşam yemeğini ailecek otelimize yürüyüş mesafesinde olan Halil İbrahim Sofrasında yedik.

Çocukları yarı uyur vaziyette odamıza zorla taşıyarak günün yorgunluğu ile derin bir uykuya geçiş yaptık.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/van-2-gun/

Van 3.Gün

2015-06-02 08.07.28-2Van’daki son günümüzde yanımıza eşyalarımızı da alarak otelimizden ayrıldık,Çavuştepe kalesine gitmek üzere yola çıktık.MÖ 8.yy da Urartu Kralı Sarduri tarafından  yaptırılmış olan bu kale tapınak,depo,mutfak gibi bölümlerden oluşuyor.Bu ziyaretimizde de 65 yaşındaki Mehmet Kuşman ile tanıştık.Mehmet amca,dünyada Urartu dilini okuyan-yazan-anlayan-konuşan 31 kişiden biri.Üstelik hiç bir eğitimi olmamasına rağmen  25 yıl emek vererek bunu sağlamış.Urartuların bugday depolarını bizlere gösterdi ve anlattı.İçlerindeki rengi kararmış ve 2700 yıldır duran buğdayı gösterdi.Her bir deponun içinde 1 ton bugday saklandığını anlattı.Urartular Erzurum,Malatya,Ermenistan coğrafyalarında yoğun olarak yaşamışlar.2.5 milyon kişiden oluşan bu topluluk MÖ 860 yılında devlet kurmuşlar.Mehmet Kuşman hem bize bunları anlattı hem de yazıtlarını oracıkta bize okuyarak tercüme etti.Kendisi granit gibi taşlara bu yazıları yazarak kolye ucu,masa üzeri obje vs olarak satıyor.Ucuz olduğunu söyleyemeyeceğim.Alfabelerini yazdığı elimiz büyüklüğündeki taşın fiyatı 500 tl.Ama 25 yılın emeğinin hakkı gözü ile baktığınızda pazarlık etmek bile insana ayıp geliyor.

IMG_0777

Hoşap Kalesi

IMG_0819

Hoşap Kalesi Hatırası

Çavuştepe’nin ardından Hoşap Kalesine devam ettik.Van -Hakkari karayolunda bulunan bu kale 1643 yılında yaptırılmış.Aslında hala görkemli bir duruşu var ve içinde restorasyon çalışması başlamış.Kalenin tepelerine kadar tırmandık.Görevliden bilgi aldık.Çocuklar ellerinde yazmalar,dantel örtüler ile çevremizi sardılar.Masvavi gözleri sıcak gülümsemeleri ve meraklı bakışları ile almamak mümkün değildi zaten.IMG_0787

IMG_0833

Hoşap-Evliyabey Köprüsü

Kaleden ayrılır ayrılmaz hemen kalenin altında bulunan Evliyabey köprüsünde çay molası verdik.Köprünün dibinden akan suyun sesi,suya eğilen ağaçların  gölgesi ile bundan iyi bir çay noktası olamazdı.

IMG_0847

Aşiyan Ev Yemekleri

Van’a yeniden geri döndüğümüzde öğle yemeği saati gelmişti.Aşiyan Ev Yemekleri adlı restorantta öğle yemeğimizi yedik.Burada Van’ın geleneksel yemeklerini lezzetli bir tad ve güzel bir sunumla yeme imkanımız oldu.Özellikle perde pilavı benim damağımda kalan tatlardan biri oldu.

Van Kalesinin alt kısmında bulunan ve ilk  gün gezemediğimiz Hüsrev Paşa Camii’ni ziyaret ettik.İçi tamamen aslına uygun olarak yenilenmiş.İçindeki orjinal çiniler kalmamış ama benzer bir şekilde restore edilmiş.1567 yılında Van Beylerbeyi Koca Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmış.Hüsrev Paşa’nın bu camiyi Mimar Sinan’a yaptırdığı da söylenmekte.Caminin hemen yan tarafında Kaya Çelebi Camii yer almakta.Bu caminin de 1660 yılında yapıldığı düşünülüyor.Bu caminin onarımı halen devam ettiği için içi gezilecek durumda değildi.Çevresi çepeçevre kazılarak drenaj yapılıyordu.

IMG_0849

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Van da Alışveriş

Akşam uçağı ile İstanbul’a dönmeden önce Van’ın peynirciler çarşısını gezdim.Balcı Behçet’den bal aldım.Balcı Behçet’in üst paralel sokağından otlu peynirimizi aldım.Ben İstanbul’a da götürmek üzere 3-4 kg peynir alırken yanıma gelen bir Vanlı 150 kg peynir sipariş etti.Tabiki dayanamadım ve satmak üzere mi alıyor sordum.Günde 3 öğün otlu peynir yediklerini,özellikle şekerli çay ile çok tükettiklerini ve akşam yemek sonrası helva bile yeseler arkadan hemen otlu peyniri yediklerini anlattı.

Elimiz kolumuz dolu havalimanının yolunu tuttuk.Nar Gezi ekibi ile keyifli bir hafta sonu oldu.Onlar açısından bakıldığında iki çocuklu bir aile olarak önce biraz tedirginlik yaratmış olsak da bizimle geçirdikleri ilk günün ardından çocukları çok sevdiler.

Anadolunun farklı coğrafyalarında yine bir araya gelmek üzere vedalaştık..

IMG_0634 IMG_0559 IMG_0566

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/van-3-gun/

Romantik Yol-Mayıs 2015

roman12-1Romantik Yol nedir? Nerededir ve buraya gitmek nereden çıktı?

Her şey 2 yıl önce Ateş’in -”bu tatil karavan kiralayalım mı?” sorusu ile başladı.Ben de hem Türkiye’de hem yurt dışında bu işin maliyeti nedir,karavanların özellikleri,fiyatları ve karavan rotaları nereler araştırmaya başladım.En güzel karavan rotası neresi diye sorduğumda  google ilk sayfanın  neredeyse tamamını  Almanya’da bulunan Romantic Road ile doldurdu. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/romantik-yol-mayis-2015/

1.Gün Würzburg-Rothenburg-29 Nisan Çrş

IMG_4317Macera çarşamba sabah 3.00 de başladı.Uçağımız 05.50 Atatürk Havalimanıydı.Salı akşamı zaten uyuyana kadar saat gece yarısı oldu.Sonrasında da whatsapp grubu olarak birbirimize giden -gelen ; uyudun mu,uyumadın mı,hadi uyu mesajları ile sanırım gece sadece 1 saatlik bir uyku ile yola çıktık.Uçakta biraz kestirdik.3 saatlik bir yolculuktan sonra Frankfurt’a vardık.Araba kiraladığımız şirket Avis’di.Önce Renault Capture kiraladık.Görüntü gayet geniş olmasına rağmen 5 kişi valizleri ve montları bagaja atınca ne arka cam kaldı ne de doğru düzgün oturacak yer.Bagajı kapatabilmek için arka bagaj iç kapağını çıkarttık ve onu dahi koyacak yer bulamadık.Geri dönüp aracı bir üst segment ile değiştirdik.İyki de öyle yapmışız çünkü onca yol sıkış tepiş ve her köyde elimizde çoğalan poşetlerle 1200 km çekilmezdi. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/1-gun-wurzburg-rothenburg-29-nisan-crs/

2.Gün Füssen’e doğru -30 Nisan Prş.

IMG_4139

Rothenburg’daki nefis pasta

Güzel otelimizdeki şahane kahvaltının ardından Romantik yolun bu en güzel ve tarihi kasabasını biraz daha dolaştık.Neredeyse bütün sokaklarını gezdik,dükkanlarına girdik.Magnetler,biblolar,porselenler,örtüler…..bir çok hatıra obje aldık.

Alman Pastası adı nereden çıkmış acaba?Kaç tane pastane gördüysek bizim bildiğimiz tipteki pastaya rastlamadık.En yakın olan ve canımızın çektiği aşağıda fotografını paylaştığımdı.Ama onu da sabahın 8’inde gördüğümüz için alacak iştahımız henüz yoktu.Sonrasında gezi boyunca fotografına bakıp bakıp iç çektik. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/2-gun-fussene-dogru-30-nisan-prs/

3.Gün-Şatolar ve Garmish -1 Mayıs Cuma

IMG_4452Sabah kahvaltımızı eder etmez Füssen’de gezmeyi planladığımız Neuschwanstein ve Hohenschwongau şatolarına yola çıktık.Gece biletleri internetten almayı denedik ama internet biletleri 2 gün önceden alınmak zorundaymış.Şatolar birbirine yaklaşık yarım saatlik yürüyüş mesafesinde.Ama bu yolu isteyen at arabası ile de kişi başı 6 euro bir ücret ödeyerek gidebiliyor.

ilk olarak Hohenschwangau’yu gezdik.Bu şato 19.yy’da kral Ludwing’in babası II.Maximilian tarafından satın alınmış.Yeniden dekore edilmiş ve yazlık saray olarak kullanılmış. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/3-gun-satolar-ve-garmish-1-mayis-cuma/

4.Gün-Hallstatt-2 Mayıs Ctesi

IMG_4721Sabah erkenden kalkarak Mittenwald’a gitmek üzere yola çıktık.bu arada Garmish’de kaldığımız otel çok güzeldi ve kesinlikle tavsiye ederim.Garmischer Hof

Mittenwal’da tam 1.5 saat geçirdik.Her birimiz küçücük köyde bir yere kaybolduk.Burada inanılmaz güzel kar montları,polar üstler vs.var.ve fiyatları çok ucuz.Alışveriş çılgınlığı bitince (bu çılgınlık olayını yanlış anlamayın ıvır zıvır işte..) Hallstatt’a doğru yola çıktık. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/4-gun-hallstatt-2-mayis-ctesi/

Son Söz-3 Mayıs Pazar

IMG_4467Umarım keyifle okudunuz.Ben keyifle gezdim ve keyifle yazdım..Kendimi çok şanslı görüyorum.Dünyanın en güzel yerlerini görebiliyor olmak elbetteki bir şans..Ancak beni asıl şanslı hissettiren şey artık ailem gibi bütünleştiğim arkadaşlarım.Biz ünv.ye ilk geldiğimiz günden bu yana arkadaşız.O dönemlerden gelen ve hala bu kadar birbirine bağlı başka örnekler yok.Bu gezide bizi Bremen Mızıkacılarına benzettim.Her birimiz gurubun içinde farklı bir rengiz.Bu hikayede nasıl horozun,eşşeğin ,kedinin rolü ,huyu suyu ayrıysa ve bu ayrılık içinde mükemmel bütünü oluşturuyorlarsa bizde aynen öyleyiz. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/son-soz-3-mayis-pazar/

İzmir-Urla-Alaçatı-Seferihisar / Nisan 2015

IMG_3873Efe’nin TYF Ege Bölge kupası  yarışları nedeni ile yolumuz İzmir’e düştü.Yarışların yapılacağı hafta zaten Efe’nin okulu da tatil olduğu için bizim için zamanlama gayet iyi oldu.4 Nisan Cumartesi günü her zamanki Pegasus uçağı ile baba oğul Bodrum’a gitti.Efe iki gün normal antreman yapacaktı.Pazartesi ve salı serbest gündü ama yanında ödevlerini de götürdüğü için pek de serbest zaman olmayacaktı.Çarşamba günü de klüp ile birlikte minibüse doluşup arkalarında yelkenleri,tekneleri uzun bir yolculuk ile İzmir yolu onları bekliyordu.

Ela ve ben onlara cuma günü eşlik edecektik ancak hafta başı Efe hastalanıp hastanelik olunca ve telefonlarda annemi özledim diye ağlayınca tabiki ben planları öne aldım..Ela ile çarşamba akşamı İzmir’e uçtuk..Ateş bizi havaalanından karşıladı ve ailemiz bir araya geldi.. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/izmir-urla-alacati-seferihisar-nisan-2015/

İzmit-Kartepe

DSC_0428Bu bloğu 1 yıldır yazıyorum ama kendimi bildim bileli gezmeyi çok seviyorum ve geziyorum.
Efe doğmadan önceki yıllarda Ateş ile ülkemizi dere tepe gezerdik. ”Sarı Tabelalar ”diye bir kitap almıştım.Kalın bir kitap.O zamanlar motorsikletimiz de vardı.Motorla yada araba ile ülkemizdeki bütün sarı tabelaları gezmek gibi bir hayalin peşindeydik.O kitabın başına geçer ,gidilecek yer seçer ,sürekli rota planlardım.2001 yılıydı sanırım.Karı koca, Urfa,Mardin,Adıyaman,Diyarbakır,Antep illerini kapsayan bir Güneydoğu Anadolu gezisi yaptık .O gezi de, Diyarbakır’da Cahit Sıtkı Tarancı’nın evini ziyaret ettik.Ev bizi gerçekten çok etkiledi.Harika bir bahçesi vardı.Bahçedeki şadırvandan sürekli ,insanı dinlendiren bir su sesi geliyordu.Geniş ve çiçeklerle dolu avlusu olan bir evdi..Bu ev bize o kadar ilham verdi ki o zamanlar başladık hayalimizdeki evi düşünmeye.Hayalimizdeki evin 3 tane olmazsa olmazı vardı.1-Bahçe içinde olacaktı 2-Yüksek tavanları olacaktı hatta asma tavan istiyorduk. 3-Şöminesi olacaktı. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/izmit-kartepe/

Kuzguncuk Pita

IMG_4627

Kuzguncuk’un renkli merdivenlerinde

Kuzguncuk’u zaten çok severim.İstanbul’un kendine özgü dokusunu korumuş semtlerindendir.Kafeleri,mahalle esnafı,rengarenk boyanmış merdivenleri,evlerden sarkan çiçekleri ve denize uzanan yola iki yandan eşlik eden ağaçları ile Anadolu yakasının Cihangir’i diyorum Kuzguncuk’a..Biz yaklaşık 2.5 yıldır Anadolu yakasında yaşıyoruz.Buraya taşındığımızda,öncelikle haftasonları çocuklar ile birlikte gidebileceğimiz kahvaltı mekanlarını araştırdık.Öyle bir yer olmalıydı ki sıkılmadan ve menüsünden bıkmadan gidebileceğimiz,gelenlere yese de gitse ve sıradaki gelse şeklinde davranılmayan,fiyatı sürekli gelebileceğimiz  düzeyde uygun olan… Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/kuzguncuk-pita/

Dünyanın En Eski Kütüphanesi-Stiftsbibliothek St.Gallen

abbey-library-of-st.-gallen-switzerlandDünyanın en eski kütüphanesini görmek istermisiniz?

Bunun için İsviçre’ye gitmeniz gerekecek.Emin olun içindeki el yazması kitaplar,mumyalar,yer döşemelerinin kokusu ve tavanlarındaki desenler sizi büyüleyecek ve gittiğinize değecek.

Bu kütüphane İsviçre’nin St.Gallen kasabasında.Bünyesinde 2000 den fazla el yazması eser barındırıyor.Manastır kütüphanesi olarak bilinen Stiftsbibliothek, Saint Othmar tarafından kurulmuş.Bazı kitapların geçmişi 8.yy’a kadar dayanıyor.1983 yılında kütüphane dünya kültür mirası listesine dahil edilmiş.Kütüphanenin hemen yanında St.Gall manastırı bulunmakta.Kütüphane 1758 yılında bugün gezdiğimiz muhteşem Barok salona taşınmış.Stifsbibliothek St.Gallen

2014 yılında yaptığımız isviçre gezisinde,gezi programına , sadece bu kütüphaneyi görebilmek için, St. Gallen kasabasını da dahil etmiştik.O yazımın detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.St.Gallen,Basel’e 165, Zurich’e ise 85 km mesafede.Kütüphaneyi gezmenin dışında kasabada yapılacak çok fazla bir şey yok.Ancak buraya gelmişken hemen 18 km yakınında bir dağ köyü olan Appenzell’i görmenizi tavsiye ederim.Geleneksel yemekler tadabileceğiniz güzel restorantları,   içinden geçen deresi,dağları ve yeşillikleri ile burası gerçekten çok güzel bir köy.

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/dunyanin-en-eski-kutuphanesi-stiftsbibliothek-st-gallen/

Bodrum, yine Bodrum…

14/03/2015 Hayatımda ilk defa kış aylarında bu kadar sık Bodrum’a gittim.Ve iddia ediyorum ki Bodrum’un kış ayları yaz aylarından çok daha güzel ve keyifli..Efe’nin yelken antremanları ve yarışları, bu kışı sürekli Bodrum’da geçirmemize vesile oldu.Çok da iyi oldu.Öncelikle, insan yok denecek kadar az..Antremanlar Gümbet’te ve Gümbet’in yazın gördüğünüz yer ile aynı yer olduğuna inanmak çok zor.Bodrum’da gerçek Bodrum’lular var.Hava üşütmeyecek kadar sıcak.Ama sürekli de değişim halinde.Bir bakıyorsunuz güneşi bir bulut kapatmış yağmur yağmaya başlamış.İnanılmaz soğuk ..Ama 15 dakika sonra güneşin gözükmesi ile içinizin ısınması bir oluyor.Hele de o deniz…O denizin berraklığı,sakinliği,çevresindeki sessizlik ,insanda şükür duygusu uyandırıyor.İyki varım diyorsunuz,iyki yaşıyorum,iyki buradayım ve bütün bu güzellikleri deneyimlediğim için şükürler olsun diyorsunuz..

IMG_3011 IMG_3010
IMG_2992 IMG_3001

Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/bodrum-yine-bodrum/

Nisan Ayı Öncesi Bir Tavsiye

Fransa Kanal Gezisi’nin geçtiğimiz yıl Nisan ayında yapmıştık.Unutamadığımız tatiller arasında ilk sırada gelir.Bu gezinin yapılacağı en ideal ay da Nisan yada Eylül aylarıdır.Bir haftalık gezinin sonunda bloğuma aktardığım ve o anki duygularımı dile getirdiğim yazımı, bugün yeniden sizlerle paylaşmak istiyorum.Belki Mart ayında plan yapar ve bu deneyimi bahar aylarında siz de yaşarsınız…

DSC_1300

”Her güzel şey süreli olduğu için mi güzeldir?Yoksa bundan sonraki hayatımızı oralarda geçirebilirmiydik?

Bilmiyorum…

Ama şunu biliyorum ki bu sakinlik,bu doğallık,konforsuzluk,insansızlık,az yemek,çok hareket,az giysi,bol oksijen,gecelerimize eşlik eden yıldızlar,mimozalar,papatyalar bana çok iyi geldi.
Onca seyahat yaptık ilk defa Efe bir geziden dönüşte ağladı.
Teknemiz bir hafta boyunca küçük evimiz oldu.Şunu anladım ki kendi hayatımızı kendi aldıklarımızla yani kendi elimizle daraltıyoruz.İhtiyacımız olmayan kıyafetler,mobilyalar,elektronik eşyalar…Bize eşyalarımızdan yaşam alanı kalmıyor.Halbuki ihtiyacımız olan şey ruhumuzu dinlendirmek.Bir çok şeye sahip oldukça ona orantılı mutluluğu artmayan tek canlı biziz sanırım.
Mutluluğun maddi isteklere ulaşmak ile elde tutulacağına inanan, aslında ürkek ve çoğu zaman bunca sahip olduklarına rağmen yalnız bir varlık.
En son Didim’de geçen o güzel çocukluk günlerimde yıldızların altında uyumuştum.Gündüzleri deniz kenarında, arkadaşlarımla birlikte kendimizi kızgın kumlara gömerdik.Kayaların arasında kendimi unutarak dolaşır ve elimdeki kovaya salyangozlar toplardım.Deliksiz öğlen uykuları uyur ,okuduğum kitaplarla uykudan önce, hayal dünyalarına dalardım.Kalkınca bisikletime atlar akşama kadar dolaşırdım.Eğer ev babaannemin kurabiyeleri de kokuyorsa keyfime diyecek olmazdı.Ağaçlara evler kurardım.Kozalaklar köftelerim olurdu.
Büyüdük de ne değişti ?? O zaman beni mutlu eden şeylere ruhumun yine ihtiyacı var..Nedir bunlar? Yine denizin sesi,ağaçların kokusu,yıldızların altında uyumak..Ağaçlardaki oyuncak evimizde oturmak yerine ağaçların gölgesinde oturmak kadar değişir aslında istekler..
Kitaplar yine beni hayaller alemine ve düşünceler dünyasına götürmek için var.Babanemin kurabiyeleri artık benim kendi aileme pişirdiğim mis kokulu yemekler.Çocukken bize doğal gelen sürekli hareketi artık istemediğimize ne zaman karar verdik?Yürümek yürümek kilometrelerce yürümek ,yürürken düşünmek bisikletle hızla yokuş aşağı inerken rüzgarı yüzümde hissetmek bunlar beni hala çok ama çok mutlu ediyor.
İnanıyorum ki sizi de mutlu edecek.Herkesin çocukluğundan bir parça var bu tatilde..
Doğanın içinde bir hafta geçirmek için kalkıp Fransa’lara kadar gitmek zorunda değilsiniz elbette..Ancak bu gezi size doğanın yanısıra farklı bir deneyim de vaad ediyor..
Kaptanı kendiniz olan minik bir dünya..
Fransa kanal turu..
www.locaboat.com
Bir araştırın derim.Pişman olmayacaksınız..Nisan 2013 Toulouse”

Not:Bu arada, bu yazıyı okuduktan sonra,Eylül ayındaki kurban bayramı tatili için hemen biletleri aldım.Bu sefer ki rota,Burgundy-Saone.Buraya Lyon üzerinden ulaşacağız.Merak edenler Locaboat sitesinden,destinations sayfalarını ziyaret edebilirler.

Canal Du Midi Gezisi’ni okumak için tıklayınız.

 

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/nisan-ayi-oncesi-bir-tavsiye/

Şubat 2015 Barcelona

barcelona-profil-resmi-crop1Barcelona uzun zamandır gitmek istediğimiz bir şehirdi.Bunun bir kaç tane sebebi var.Biri eğlenceli ve hareketli bir şehir olması.Başka biri tapasları,deniz mahsulleri ve paellaları ile mutfağını seviyor olmamız ve bir diğeri de Efe’nin futbola olan ilgisiydi. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/subat-2015-barcelona/

31 Ocak 2015 Cumartesi Barselona 1.Gün

THY’nın 8 uçağı ile AHL ‘den uçmak üzere 5.45 de kalktık.Çocuklar tatil öncesi her zamanki gibi ilk kalk çağrısını ikiletmeden yataktan fırladılar.Özellikle hafta içi her sabah 5 dakika daha anne diye yataktan kalkan Efe’nin yüzünde uykusuzluktan eser yoktu.Valizimizi bir gece önceden hazırlamıştık.4 kişi olmamıza rağmen hala meşhur kırmızı valizimize sığabiliyoruz.Bu valizi Ateş ile balayımızdayken almıştık.Yıllar içinde ailemiz 2 den 4’e çıktı ve emektar valiz hepimize hizmet ederek 15 yıldır bizi  yolda bırakmamıştır.

IMG_1882

uçuş keyfi

Barselona’ya THY ‘nın büyük uçaklarından biri ile uçtuk.O hafta sonu İstanbul’da fırtına bekleniyordu.Hatta site yönetiminden cuma günü gelen mailde ,balkonunuzda uçabilecek saksı vs.şeyler bırakmayın diye uyarılınca uçağın iptal olup olmayacağından bile emin olamadık.Nitekim havaalanına geldiğimizde,fırtınanın yüzünden öğleden sonraki 100’e yakın seferin iptal olduğunu öğrendik.Uçağımız bu nedenle tamamen doluydu.Neyseki vaktinde kalktık.Büyük uçaklarda koltukların arkasında ekran ve oyun programları olması bizi inanılmaz rahatlatıyor.4 ümüzde ilgimizi çekecek bir şeyler bulduk ve kulaklıklarımızı takip izlemeye koyulduk.Ardından yemek vs derken hiç sıkılmadan 3.5 saat geçirdik ve Barselona havalimanına indik. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/31-ocak-2015-cumartesi-barselona-1-gun/

1 Şubat Pazar-Barselona ‘da 2.Gün

Bugün özellikle Efe açısından heyecanlı bir gün oldu.Çünkü akşam Barcelona-Viilarreal maçına biletleri vardı ve Camp Nou’ya gidip maçı izleyeceklerdi.

IMG_2213Maç gece 21.00’de başlayacaktı.Biletleri İstanbul’dan internetten aldım.İki bilet toplam 83 Euro tuttu .Bileti almak kolay zaten görüş açılarına varıncaya kadar  internette yerleri gösteriyor ve elektronik bilet cep telefonunuza geliyor.Ancak güzel yerler sanırım kombine satıldığı için genelde stadın üst kısımlarında yan yana iki koltuk bulabilmiştim.Ama Efe açısından önemli olan orada bulunmak Messi’yi canlı izlemekti..

La Rambla’da bir cafede kahvaltımızı ettik.Txapela adlı bir yer.Bunlar sanırım zincir çünkü bir çok yerde daha aynı amblemle karşımıza çıktı.Minik sandviç ekmeklerinin arasında ton balığı yada somon peynir çeşitleri gibi seçenekler ile kahvaltı yapılıyor.Tabi her yerde olduğu gibi kruvasanlar.

CASA BATTLO VE CASA MİLA

Kahvaltımızı tamamladıktan sonra yürüyerek Casa Battlo’ya ulaştık.Gaudi’nin renkli ,Alice Harikalar Diyarında hissi veren fantastik tasarımlı apartmanı.Kişi başı 21.5 euro ,Efe ve Ela’dan ise para almıyorlar.Audio Guide ise bu ücretin içine dahil. Continue reading

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/1-subat-pazar-barselona-da-2-gun/

Translate »