“Güne Kiyomizu -Dera tapınağını gezerek başladım. Otobüsle gittim. Unesco listesinde bir tapınak. Orayı gezdikten sonra da metroya binip Fushimi Inari’ye gideceğim. Saat 08:58 Henüz kahvaltı etmedim. Ağrım yok. Buna çok şükür. “


Kyoto’daki ilk günüme Kiyomizu-dera ile başladım. Adı “Saf su tapınağı” anlamına geliyor. 778 yılında kurulmuş, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir tapınak, Kyoto’nun simgelerinden biri. Dağın yamacına inşa edilmiş devasa ahşap terası, yapımında tek bir çivi kullanılmamış olmasıyla ünlü. Tapınağın altında küçük bir şelale bulunuyor. Üç ayrı oluğun suyundan insanlar uzun saplı kepçelerle su içerek dilek diliyor. Birinci oluktan akan su uzun ve sağlıklı yaşam, ikinci başarı ve öğrenim hayatını, üçüncü ise aşkı temsil ediyor. Rivayete göre üçünden birden içmek aç gözlülük sayıldığı için hiçbir dilek kabul olmuyor. Ben sağlık çeşmesini seçtim. Bütün gün dizimin ağrımamasını buna bağlıyorum. 🙂


O sabah ahşap terasta çoraplarımla dolaşırken kuşlar ağaçların arasında cıvıldıyordu. Japonların taiko dediği büyük davulun yanına oturdum. Tokmağı elime aldım. Japonların, kötü ruhları uzaklaştırdığına inandıkları gibi ben de bedenimdeki bütün negatif enerjileri kovduğum düşüncesiyle davula vurdum. Gözlerimi kapattım, tınnnnn sesi kesilinceye kadar olumsuz her düşüncenin zihnimden, bedenimden, bütün hücrelerimden gittiğini düşündüm. İşte benim kutsal anım buydu. Saat 08:58’di. Henüz kahvaltı etmemiştim. Ağrım yoktu.


