Tokyo’da Fransız Esintisi-Jiyugaoka

Jiyugaoka, turistik olmayan, Tokyoluların çok sevdiği semtlerden biri. Şibuya, Shinjuku ve Ginza ‘nın aksine burada gökdelenler, dev ekranlar ve insan seli yok. Şık kafeler, pastaneler, kitapçılar, butikler ve ağaçlı sokaklarıyla Tokyo’nun yaşanılası mahalleleri arasında. Burası özellikle Fransız etkili pastaneleri ile tanınıyor. Bir dönem Tokyo’nun küçük Paris’i olarak anılmış. Gezilecek yerden çok yaşanılacak yer hissini veriyor. Mont Blanc isimli kafesine girdim. Bir miktar sıra bekledim tabii. Kafeye ismini veren orijinali Fransız kökenli bu tatlı ilk defa 1933 yılında Japon versiyonu olarak bu pastanede hazırlanmış. Ana malzemesi kestane püresi. Tatlının adı da Alpler ‘in en yüksek dağı olan Mont Blanc’ın karlı zirvelerine benzediği için oradan almış ilhamını.

Tatlıyı yedikten sonra sokaklarda dolaştım. Çok sevdiğim turuncu, ip saplı Japonya temalı çantamı buradan aldım. Japonlar çok güler yüzlü ve nazik. Ancak seyahat boyunca bunun gerçek halleri mi yoksa kültürün öğrettiği davranış biçimleri mi olduğunu anlamaya çalıştım. Balık pazarında pasaportumu restorana bırakmadan iki bin yen çekmeye gidememiştim. Yanımdaki su matarama sürahiden su doldurmama da izin vermemişlerdi. Başka ufak tefek davranışlarını da gözlemledim. Acaba gerçekten iyilik yapmak istedikleri için mi yoksa suni olarak mı kibar olmaya çalışıyorlardı. Sonra bunun cevabının o kadar önemli olmadığına karar verdim. Belki de gerçekte önemli olan sadece ötekine gösterilen güzel yüzlü bir davranış.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir