

Hiroşima’da gezdiğim müzenin üzerimde bıraktığı ağırlıktan, Miyajima ‘ya giden feribotta yavaş yavaş sıyrıldım. Burası Japonya’da beni en çok büyüleyen yerlerden biri oldu. Miyajima, Hiroşima Körfezi’nde yer alan küçük bir ada. Hiroşima’dan kısa bir feribot yolculuğuyla varılıyor. Feribot yaklaşırken uzakta, denizin içinde, adanın simgesi torii kapısı görülüyor. Gelgit yükseldiğinde torii suyun üzerinde yüzüyormuş gibi sihirli bir görüntü veriyor. Gelgit çekildiğinde ise yürüyerek kapının yanına kadar gitmek mümkün. Adanın diğer bir simgesi geyikler. Nara’daki gibi kalabalık değiller ama adanın her yerinde dolaşıyorlar. Özellikle sonbaharda akçaağaçlar kızardığında ada masalsı bir hale bürünüyor.




En ünlü tatlısı Momiji Manju. Bu kek, akçaağaç yaprağı şeklinde, içinde kırmızı fasulye ezmesi, krema, matcha ya da çikolata var. Sıcacık yeniyor. Adanın diğer bir meşhur yiyeceği ise istiridyeleri. Hiroşima bölgesi, Japonya’nın en büyük istiridye üretim merkezlerinden biri. Adada uzun bir cadde boyunca (bu caddenin adı Omotesando) bunları tadacağınız yerler ya da hediyelik eşya alacağınız dükkanlar yan yana dizilmiş.


Miyajima yalnızca günübirlik ziyaret edilen turistik bir ada değil. Bugün adada yaklaşık bin beş yüz , iki bin kişi yaşıyor. Yüz yıllar boyunca ada kutsal kabul edilmiş. Bu nedenle eski dönemlerde burada doğum yapılmasına izin verilmemiş, ölüm de kutsal alanı kirleteceği düşüncesiyle defin de yapılmamış. Hamile kadınlar ve ağır hastalar anakaraya götürülmüş.


Itsukushima tapınağı, kutsal kabul edilen adanın toprağına basmadan ibadet edilebilmesi için denizin üzerine inşaa edilmiş. 17.yy ‘dan beri Japonya’nın Matsushima, Amanohashidate ile birlikte ” Üç Büyük Manzarası” olarak kabul edilmiş. Hiroşima’dan böyle kısa bir yolculukla varılacak bu güzel ada ile günümü noktalayarak Osaka’ya dönmek üzere hızlı trenime doğru yola çıktım.


