Kefalonya Adası-Yunanistan 11-15 Eylül 2016

Her şey benim bir fotoğrafa aşık olmamla başladı. Yanda gördüğünüz fotoğraf o. Ağaçların altındaki masa, mavi-yeşil bir deniz, o masada bir kahve içmek, kitap okumak, yazı yazmak isteği doğurdu bende. Bıraksanız sonsuza dek oturulurmuşçasına güzel geldi bana. Çocukları orada oyun oynarken ya da denize girerken hayal ettim. Fotoğrafı teyzem Facebook’ da paylaşmıştı. Neresi olduğunu bilmiyordu. Ben de kendi sayfamda paylaşarak, ” Burası neresi olabilir? ” diye bir soru sordum. Birçok arkadaşım ilgilendi. Ege’den seçenekler çıktı. Eski Foça vs. dendi ama oraların eski fotolarına baktığımda benzetemedim. Sonra biri masada duran şişenin bira şişesi olduğunu ve üzerinde Yunanca yazdığını söyledi. Yunanistan olduğu keşfedildikten sonra gerisi daha kolay oldu. Başka bir arkadaşım Kefalonya olduğunu öğrenerek bana yazdı. Kefalonya Adası’nı internetten araştırmaya koyuldum. Ada, İtalya’nın Adriyatik kıyıları ile karşı karşıyaydı. Adanın kuşkusuz en güzel yeri ise Asos köyüydü. Benim aşık olduğum o fotoğraf Assos Köyüne aitti. Nasıl gidileceğini de araştırdım. Kara yolu ya da uçak olabilirdi ama gün sayımız sınırlı olunca uçak, zamandan kazanmak açısından daha avantajlıydı. Aegen Hava Yolları, Kefalonya Adası’na Atina aktarmalı uçuyordu. Aradaki bekleme süresi bir saat olduğu için alanda sıkılmayacaktık. Bileti aldım. Ancak Yunanistan’ın herhangi bir yerine gitmekten daha pahallı bir ulaşım maliyeti olduğunu söylemeliyim.

Keyifli bir yolculuktan sonra vardık ve havaalanından araçlarımızı kiraladık. İki saate yakın süren yolun ardından Asos köyüne vardık. Burası zaten doğal  tatil köyü. Bir dağı aşıp yamacına iniyorsunuz ve yarım ay şeklindeki koy ve arkasına yerleşmiş bir köyden oluşuyor. Köyün meydanında 3-5 restorant, bakkal var. Arabadan köy meydanında iner inmez, yoğun bir ıhlamur kokusu bize ”hoş geldiniz”dedi. Kokunun güzelliği ve yoğunluğuna inanamadım. Kaldığımız pansiyon yamaç üzerinde olduğu için verandasından şahane köy manzarası görüyorduk. Bu minik, doğal tatil köyünde 4 gece kaldık. 4 gün boyunca kendime bir rutin oluşturdum. Sabah herkes uyurken kalkıp mayomu ve havlumu alıp o fotoğraftaki masaya eşyalarımı bırakmak, denize girip yüzmek, o serinlik ile masada bir kahve içip yazmak ya da kitap okumak, aynı masada ev halkı sahile gelince kahvaltı etmek, kitaba devam, yüzmeye devam, sahile uzanıp uyku, yüzmek, kitap….Sonsuz tekrarı insanı asla sıkmayacak bir rutin.

Şimdi o ağacın altında günlüğüme karaladığım bir kısmı sizinle paylaşacağım.

13 Eylül Salı- Kefalonya Adası Assos Köyü

Hayalimde altında oturduğum ağacın şu an altındayım. Yine, ağacı seyretmek, denizi seyretmek, şu an oturuyor olmama rağmen ağacın altındaki bu masada oturuyor olmaya imrenmek, okumak ya da yazmak gibi ikilemler arasındayım. Sessizlik o kadar güzelki. Güneş karşı dağlara sıcak yüzünü gösterdi. Kafamı kaldırıp baktığımda o ağaçların da altında olmak istiyorum. Dünyadaki bütün ağaçların altında olayım. Biraz önce denizdeydim. Üzerimde onun verdiği serinlik ve hafiflik var. Her bir eve dünden beri tek tek bakıyorum. O evlerde yaşadığımı hayal ediyorum. Dün hiç arabaya binmedik. Bu daire şeklindeki koyda çok huzurlu bir gün geçirdik. Soluma doğru baktığımda kaleyi görüyorum. 500 yıl önceki Assos köyünü hayal etmeye çalışıyorum. İnsanoğlu huzursuzluğu belki beraberinde taşıyor ama huzuru pekala gittiği bir yerde bulabilir. (Eğer huzursuzluğu üzerinde taşıyan biri değilse.) Doğaya yaklaştıkça ve hatta bütünleştikçe yaşamın içinde anlam kazanacağımız kesin. Köyü size anlatmam gerek elbet. Beklentinizin bu yönde olduğunu tahmin ediyorum. Gitmek ya da gitmemek kararını almak için bir şeyler duymanız, okumanız şart. Oysaki bu sefer ben size bu kararı, bir fotoğraf karesi ya da bir kelime ile aldırmak istiyorum. O ağacın altındaki masanın fotoğraf karesinin bana verdiği duygu beni buraya getirdi. Bu yüzden gözüm bir yandan da çevremde. Acaba diyorum karşı dağlarda parlayan güneşin, sarı ve sıcak ışıklarını mı okur için çeksem? O ışıklarla  ağaçların yeşili  daha da belirgin bir hale gelmiş.O yeşili size tasvir etmem gelmenizi sağlar mı? Köyün meydanında arabadan ilk indiğimde ve  içime çektiğim ilk nefeste duyduğum ıhlamur kokusu sizi buraya getirir mi?

İtalya’nın izleri var bu köyde. Henüz keşfedilmemiş bir Portofino ya da Çinko Terra, Positano. Ihlamur kokuları açısından bakacak olursam Garda Gölü. Ya da Kuzey Ege’de bir balıkçı kasabası. Deniz suyu ferahlatıcı ve yumuşacık. Dışarıya göre, denizde kalmak daha sıcak. Hiç bıkmadan yüzülesi bir deniz. Dün o kadar çok yüzdümki. Suya tepeden baktığınızda yeşilin tonlarını resim gibi görüyorsunuz. O ağacın altındaki kafenin adı, Nefeli Anait.

14 Eylül Çrş.

Köşe masa iki sabahtır benim.7.30 da kalktım. Kitap ve mayomu alıp, yine aynı yere geldim. Horozlar eşlik etti bana. Hala da sıra ile uyanıyorlar ve seslerini duyuyorum. Saat 8.10 dan itibaren güneş karşı yamaçta sıcak yüzünü göstermeye başlıyor. Geldiğimde yaptığım ilk iş, kitap, defter ve kalem kutumu bu masaya bıraktıktan hemen sonra denize girmek oluyor. Deniz ılık, serin karışımı bir halde hatta sıcacık insanı kucaklıyor. Denizden çıkıp masaya geri geldiğimde ise üzerimde bir hafiflik ve rahatlama hissediyorum. Sanırım ruhum, bu eylemleri yaptığı için hafifliyor. Bu sabah İnci bana, zarif bir çiçek getirdi. Kendisi gibi güzel ve zarif bir çiçek. Defterime bunları yazarken, yan sayfadan bana eşlik ediyor.”

NOTLAR;

  • Assos köyünde pek çok pansiyon ve kiralık ev var. Booking com ya da Airbnb gibi siteler üzerinden rezervasyon yapabilirsiniz.
  • Sahil boyunca 3 lokanta var ve üçü de çok lezzetli deniz ürünleri sunuyor. İstediğinizi tercih edebilirsiniz.
  • Kahvaltı için biz çınaraltını ve onun sol tarafındaki pub tarzı yeri deneyimledik. Omletleri, domatesli, zeytinyağlı ekmekleri mükemmel.
  • Köyün içinde ya da sahilde sezonluk ev kiralayanlar da var. Ancak fiyatlar ucuz değil.
  • Kefalonya Adası elbet Assos’dan oluşmuyor. Fiscardo, Argostoli gibi kasabaları ya da Melissani Mağarası, yer altı gölü vs. yerleri de var. Biz Myrtos Plajı’nı, o da Yunanistan’ın en güzel plajı dedikleri için görmeye gittik. 20 dakika kalmaya dayanamadan geri döndük. Benim için Kefalonya Adası demek Assos Köyü demek.
  • Çocuklar 5-6 yaş grubu ise denizle, kumla eğlenirler. Daha büyük yaş grubu ise yanınızda ona arkadaşlık edebilecek bir aile ile gitmeniz daha iyi olabilir. Biz Uğrasız’ lar ile gittik. Efe-Sarp (13) ve Uygar- Ela (6) akşam yemeklerini bile ayrı masalarda yediler ve kendi kendilerini oyalamayı başardılar. Tek gitseydik çocuklar belki sıkılabilirdi. Bizim hasret kaldığımız yavaşlatılmış saatler onlar için sıkıcı olacaktı belki.
  • Bence 1 hafta ideal olabilir. Ama bu süre de tercihleriniz ile alakalı. Kafamı dinlemek, uyumak, kitaplara dalmak, doğa ile bütünleşmek istiyorum derseniz bir ay bile yetmeyebilir. Ama bir haftadan uzun süreler için bence ideal olan ev kiralamak olacaktır.

 

Bu yazının kalıcı bağlantısı http://ailecekgeziyoruz.com/kefalonya-adasi-yunanistan-11-15-eylul-2016/

  1. Yunanistan Turlarınız çok güzel geçmiş bize de nasip olur umarım, paylaşımınız için teşekkürler!

    • Demet Kosal on 16 Temmuz 2017 at 12:21
    • Cevapla

    Paylaşım için teşekkürler…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

 

Translate »